BAŞKAN GÜRKAN’IN BASIN AÇIKLAMASI
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

BAŞKAN GÜRKAN'IN BASIN AÇIKLAMASI

27 Temmuz 2016 - 14:21

EDİRNE BELEDİYE BAŞKANI RECEP GÜRKAN’IN

27 TEMMUZ 2016 TARİHLİ

BASIN TOPLANTISINDAKİ AÇIKLAMASI

 

İnternette ve bugün ki bazı yerel gazetelerde bir haber yayınlandı. Edirne’de yürütülen darbe soruşturmasıyla ilgili. Anladığım kadarıyla darbe soruşturmasının savcılık iddianamesi 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişiminden önce hazırlanmış. Edirne’deki cemaatin imamıyla birkaç kez görüştüğüm, cemaatin seçimden önce bir çalışma yaptığı iddia edilmiş. Edirne’de anket yapıldığını, bu ankette CHP’nin adayı Recep Gürkan’ın önde gittiği ve dolayısıyla oyların Recep Gürkan’a verilmesi için bir çalışma yapıldığı söylenmiş. Biz siyasetçiyiz, seçim zamanı biz herkese gider oy isteriz. Biz iş yerlerine gideriz, kurumlara gideriz, esnafa gideriz gazetelere gideriz, oy kullanan herkese gider oy isteriz. Oy istemek için cemaatin okuluna gittiğimizde cemaatçi, sanayideki motorcuya gittiğimiz de motorcu, peynir üreticisine gittiğimizde peynirci, gazeteye gittiğimizde gazeteci oluyorsak, o zaman çok meslek sahibi olmamız gerekir.

Hayatımız boyunca hiç gizli saklı iş yapmadım. Arkadaşlarıma seçim zamanı nerelere gittiğimizi facabooktan çıkartmalarını istedim. Edirne’de 3 kolej vardı o önemde; Bahçeşehir, Beykent ve Serhat Koleji. Bahçeşehir’e gitmişiz. Beykent’e gitmişiz okul yöneticileri karşılamış, Ticaret Odasına gitmişiz. Dönemin başsavcısına gitmişiz, Edirne Barosu’na gitmişiz, TREDAŞ’a gitmişiz, İl Özel İdareye gitmişisiz, Vergi Dairesine, Defterdarlığa gitmişiz. Cemaatin okuluna da gitmişiz. Oturup sohbet etmişiz. Ömer isimli bey ilk geldiğimizde yokmuş, sonra gelmiş sohbet etmişiz.

Nedir yapılmak istenen bilmiyorum. Hep beraber göreceğiz. Bu iddianamelerin ardından bizim beklentimiz şu; bazı gazetecilerin isimlerini de bulunduğu FETO’nun bir çalışması vardı. Telefon dinlemeleriyle ilgili. Gökhan Tuzladan vardı. Ben vardım. Siyasetçi olarak, seçim zamanlarında vatandaşlardan oy istemeyi sürdüreceğiz. Gazeteci nasıl haberin peşinden koşuyorsa, biz de oyun peşinden koştuk ve koşmaya da devam edeceğiz. 3 yıl önce Edirne’yle ilgili tapelere destek verenlerin de önümüzdeki günlerde iddianamelerde yer alacağını düşünüyorum. FETO çetesinin gücünden faydalanarak kendilerine imtiyaz, çıkar sağlayanlar Edirne’de kurulmuş bulunan emniyetin, belediyenin, gazetecilerin içinde yapılanmış o örgüt mutlaka ortaya çıkacak. Hiç isim söylemeye gerek yok; bunların kim olduğunu herkes biliyor. Hayatımız boyunca kimseyi tehdit etmedik, tehditte de boyun eğlemedik. Hiç ucuz numaraları yemedik yine yemeyeceğiz. Bir siyasetçi toplumsal anlamda hoş görülmeyen yerlere bile gidip oy ister. Geçmişte bir adayımız oy istemek için geneleve gitmişti. Geneleve oy istemeye gidince genelev çalışanı olmadığımız gibi sanayideki torna ustasına gidip oy istediğiniz de tornacıda olmazsınız. Cemaatin okuluna gidip oy istediğinizde cemaatçi, sağcıların okulluna gittiğinizde sağcı, solcuların okuluna gittiğinizde de solcu olmazsınız. Edirne’deki bütün vatandaşlarımız biliyor ki; Edirne’de yıllardır başında bulunduğu kurumun var olan gücünü kendi kişisel çabası için kullanmayı alışkanlık haline getirmiş olanlar bu gücün ellerinden gitmeye başlamış olmasının kaygısıyla böyle şeyler yapıyorlar. Çok açık söylüyorum hiç umurum da bile değil. FETO’cu ile konuşurken de, sağcıyla konuşurken de, solcuyla konuşurken de hep açık konuşmuşumdur.

Göreve başladığımda gazeteci Gökhan Tuzladan yasaklıydı. Basın toplantılarına alınmıyordu. Dedim ki; “Ben görevde olduğum sürece bu belediye binasında hiçbir gazeteci yasaklanmayacak.” Bu bir prensip meselesi. Hem basın özürlüğünden bahsedeceksiniz hem de gazetecileri yasaklayacaksınız. Olmaz böyle bir şey. Kimin iyi gazeteci, kimin kötü gazeteci, kimin işini iyi yaptığı, kimin işini iyi yapmadığı okunuşunda değerlendirme yapma haddine sahip değilim. O hadde sahip olan okurlarıdır. Benim kapım ben başkan olduğum sürece bütün basın mensuplarına açık oldu. görev sürem boyunca bütün basın mensuplarına açık olamaya devam edecek. Hiçbir zaman bu anlamdaki telkine, bu telkinleri dinlemediğim için yapılan aba altından sopa göstermelere yer vermedim, vermeyeceğim; neye mal olursa olsun, kim olursa olsun. Yasalarımıza göre bir gazete kurulmuşsa o gazeteyi bu belediyenin basın toplantılarına çağırırım, çağırmaya devam edeceğim. Beni yine tehdit edebilirler, benim hakkımda bir sürü haber yazabilirler; doğru yalan, olumlu olumsuz; kahve, kafe, meyhane köşelerinde dedikodum yapılabilir ama asla bu prensibimden vazgeçmeyeceğim. Ben ilkelerim için yaşıyorum. Hiçbir gazete mensubunun gazeteciliğini değerlendirmek benim haddim değil. Meslek mensupları kendi içinde değerlendirmeler yapabilirler bu da benim dışımda olan bir şey. Her mesleğin kendi kuralları, değerleri vardır, çalışma prensipleri vardır. Ben gazeteci değilsem oraya karışmak, orayı yönlendirmek de benim işim değil, görevim değil, haddim değil.

1.Dünya Savaşı’ndan sonra savcı sanık sendeleyesine  Alman Rahip Martin Niemöller’i çıkartır. Savcı sorar Naziler geldiğinde sen ne yaptın. ‘İlk önce sendikacıları aldılar’ savcı sorar ‘Siz Ne yaptınız’ Niemöller; ‘Ben sendikacı değildim sesimi çıkartmadım’.  Sonra sosyalistleri aldılar gittiler ben yine ses çıkartmadım. Çünkü sosyalist değildim. Sonra Yahudiler için geldiler ve bir şey demedim çünkü Yahudi değildim. Ve sonra Martin Niemöller psikiyatri literatürüne ‘edilgen suçluluk’ olarak geçen şu sözü söyler: “En son beni almaya geldiler. Benim için geldiklerinde ise çevremde benim için bir şeyler diyecek kimse kalmamıştı.”

Ben yasalara göre gazetecilik yapan herkesi burayı davet etmeye devam edeceğim. Çünkü ben gazeteciyi davet etmiyorum. Gazeteciliği davet ediyorum. O’nun kimin olduğu, kiminle iyi kötü olduğu benim dışımda bir olaydır.

Değerli basın mensupları zaman zaman sizlerle ailelerinizden daha çok görüşüyoruz. Benim korumaya çalıştığım şahıslar değil. Benim Belediye Başkanı olarak bir tek görevim var; bu şehirdeki bütün basın mensuplarına eşit ve adil davranmak. Bugüne kadar bunu yaptım, bu günden sonra da yapmaya devam edeceğim. Aleyhimde de yazmış olsa ben ona ‘hoş geldiniz’ derim. Ne onunla konuşmamazlık yapmışımdır, ne de “basın toplantılarına almayın” gibi talimatlar vermişimdir. Bu belediyenin kapısı ben burada olduğum sürece bütün basın mensuplarına açık olacaktır.   

2014 seçimleri öncesinde bu çok konuşulan bir olaydı. Cemaat bütün Türkiye’de AKP’nin karşında kim güçlüyse o kişiye oy vereceğini açıklamıştı. Edirne’de anket yapılmış ben önde çıktığım için de bana destek olma kararı almışlar. Bir başka ilde MHP, bir başka ilde HDP belki de.

2009 yerel seçimlerinde CHP’nin aldığı oy 45 bindir. Benimle, Hamdi Sedefçi’nin aldığı oyları toplarsanız 45 bin yapar. Belki üst yöneticiler “şuraya oy verin” demiştir ama o seçmenin bize oy vermediği de ortadadır. Gazetecisiniz, biri size haber gönderiyor, önemli bir haber var yazmaz mısın? Yazmayan çıkar mı? Çıkmaz. Bizde seçimlerde ziyaret etmişiz.

Bu bina da dahil, 17-25 Aralık soruşturmalarında oluşturulan Bermuda Şeytan Üçgeni; basın, emniyet ve belediye içinde yapılanlar ortaya çıkacak. Siyaset o da çıkacak. Üçgen derken belki de çok kenarlı belki altıgen, belgi sekizgen. Bunların hepsi ortaya çıkacak. Türk Adaleti hem bu işin doğrudan bu işin içinde olanları, hem de çok uzun yıllar yaptığı gibi perdenin gerisinden oynatılan kuklacıları da ortaya çıkartacak. Çıkacak bunlar hiç kimse merak etmesin, telaş yapmasın.

Birilerin istediği gibi olmadım, birilerin istediği gibi işe adam alıp, işten adam atmıyorum. Toplantılara şunu çağırıp, çağırmıyorum. Her türlü telkini dinlerim ama kararı ben veririm. 

457883.jpg
5145303.jpg
5855443.jpg
7444078.jpg
6947354.jpg
3528543.jpg

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
KIRKIPINAR'IN EN GÜZEL FOTOĞRAFLARI BELLİ OLDU
KIRKIPINAR'IN EN GÜZEL FOTOĞRAFLARI BELLİ OLDU
ESNAFTAN TEŞEKKÜR ZİYARETİ
ESNAFTAN TEŞEKKÜR ZİYARETİ